DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI İLE EĞİTİM PROJESİ

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı 2014 Teknik Destek kapsamında yapmış olduğunuz TR90/14/TD/0004 kodlu başvurumuzun, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu tarafından desteklenmesi yönünde karar verilmiş olup. Söz konusu karşılıksız teknik destek için Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı ile tarafımız arasında bir sözleşme düzenlenmiştir. Bu kapsamda 26 gün süren bir eğitim programıyla Üyelerimize ;
S.  No Eğitim Programının Adı Süresi (Gün) Süresi (Saat) Başlama Tarihi Bitiş Tarihi Eğitimciler Günlük Eğitim Saati Eğitim Saatleri
1 Autocad Programı 6 48 7.7.2014 12.7.2014 Serdar SAPMAZ Murat BABAÖZÜ 8 10:00-20:00
2 Solidworks Programı 8 64 13.7.2014 20.7.2014 8 10:00-20:00
3 Catia Programı 7 42 21.7.2014 24.7.2014 10,5 09:00-21:00
4 Cosmos analiz Programı 5 30 25.7.2014 27.7.2014 10 09:00-21:00
  TOPLAM 26 184          

 

Eğitim Müfredatı *

 

 

 

Eğitimin Konusu

Eğitimin Süresi (gün)

Toplam Ders Saati

Günlük Ders Saati

Konu 1 Autocad Programı

6 gün

48 saat

8 saat

Konu 2 SolidWorks Programı

8 gün

64 saat

8 saat

Konu 3 Catia Programı

7 gün

42 saat

6 saat

Konu 4 Cosmos Analiz Programı

5 gün

30 saat

6 saat

 eğitimleri verilmiş ve eğitime katılanlara sertifikaları veirlmiştir.

Eğitimin amacı; Eksikliklerinin giderilebilmesi amacıyla donanımla, teknolojiden kusursuzca faydalanabilen, inovatif fikirlerin teknik altyapılarıyla geliştirilmesiyle yenilikçi ürün tasarımları ortaya koyabilen yaklaşımların edinilmesidir. Yetiştirilecek elemanların eğitim boyunca edindikleri kazanımlar ile kendi iş imkânlarını oluşturarak istihdama katkıda bulunmaktır. Projenin Özel Amacı; Üretim alanında ve hizmet alanında faaliyet gösteren KOBİ’lerin bilgisayarlı çizim ve bilgisayarlı imalat yönetimi unsurlarını etkin olarak kullanabilmesini sağlayacak donanımlı elemanlar yetiştirilerek tasarım ve üretim teknolojilerini geliştirmelerine teşvik sağlamaktır. Özellikle il genelinde makine imalatı, tesisat projelendirme ve endüstriyel ürün tasarımları alanında teknolojiden faydalanılamadığı gözlemlenmiştir. Firmalar ve bireysel alanlarda faaliyette bulunanlar, çalışma alanlarında vermiş oldukları hizmetlerde rakiplerinin gerisinde kalmakta hem süre hem ekonomik anlamda zarara uğramaktadır. İhtiyaç duydukları teknolojik destekleri farklı illerden veya İstanbul Ankara gibi nitelikli elemanı yüksek olan bölgelerden sağlamaktadır.

Bu yöntem hem ekonomik gideri artırmaktadır, hem de bölgemizde çözümlenebilecek düzeydeki çalışmaların dışarıya kaçmasına sebebiyet vermektedir. Özellikler ürün tasarımı, üretim öncesi analiz ve imalat planlamasını sağlayabilecek katı modelleme eğitimleri ile bir nebze olsun bu eksikliği gidermiş fikirlerin somutlaştırılarak bölgemize katma değer sağlanması hedeflenmiştir. Firmalar olumsuzlukları ve eksiklikleri giderebilmek için CAD yazılımlarına yönelmek durumunda kalmışlardır. Bu yazılımlar iyi operatörlerin elinde firmalarına yenilikleri takip edebilme pazar beklentilerini firmaların belirleyebilmesi gibi kazanımlar sağladığı bilinmektedir. Günümüzde imalat süreçlerinde olmazsa olmaz duruma gelmiş olan CAD yazılımlarını kullanmak zorunluluğu doğmuştur ve bu konuda donanımlı kişilerin yetiştirilmesi, mesleki beceri kazandırılması ve istihdam edilmeleri gerekmektedir. Teknik destek kapsamında birlikte yeni ve yenilikçi ürün tasarımlarının başında gelen Autocad ve Solidworks verilerek mesleki beceri ve istihdam edilmeleri sağlanacaktır.

Dokuzuncu Beş yıllık Kalkınma Planı (2007-2013)’de ülkemizin, rekabet gücü sıralamasında geride yer almasının temel sebepleri, iş ve çalışma ortamının girişimciliği ve yenilikçiliği destekleyecek, verimliliği artıracak ve ekonomik ve teknolojik altyapıdaki yetersizlikler ve insan kaynakları potansiyelinden yeterince yararlanılamaması olarak belirtilmiştir. Küreselleşme ve hızlı teknolojik gelişme sürecinde uluslararası piyasalarda uzmanlaşma ve teknoloji geliştirme yetkinliği rekabet gücünün önemli unsurları olarak işgücünün eğitim seviyesi ve gerekli yeteneklere sahip olmasının önem kazandığı belirtilmektedir. Bu bakımdan belirtilen sorunlara ışık tutmak ve gereken katkıyı sağlamak üzere ‘’Rize İlinin İnovatif Altyapısının Geliştirilmesi’’ projesiyle katkı sağlanmaya çalışılacaktır Rize ili sanayi kuruluşlarının katı modelleme programlarını kullanabilen donanımlı elemanların eksikliği nedeniyle bu konuda ana ve ara eleman ihtiyaçları vardır. Bölgede daha önce teknik tasarım programlarıyla ilgili bilinçli ve ciddi bir eğitim programı yapılmamıştır. Bölge üniversitemizin yeni kurulması hali hazırda ihtiyaçlara cevap verebilecek düzeye gelememiş olmasını doğurmaktadır.

Firmalarımız üretim konusunda piyasada rekabet ortamı içerisinde tutunabilmek, pazar taleplerini karşılamak, ürün çeşitliliğini artırmak, tasarım boyutunu geliştirmek, üretim zamanını azaltmak, üretilen ürünleri analiz etmek, üretim hatalarını azaltmak konularında becerilerini geliştirmek istemektedirler. Bu becerileri geliştirmek için gerekli donanımlı elemanları istihdam etmek istemektedirler veya mevcut personellerini eğitmek istemektedirler. Verilecek olan Autocad ve Solidworks tasarım programlarıyla beraber donanımlı kişilerin yetiştirilmesi, mesleki beceri kazandırılması ve istihdam edilmeleri amaçlanmaktadır.

Yapılacak olan Rize İlinin İnovatif Altyapısının Geliştirilmesi Eğitimi ile bölgenin ve Rize ilindeki işsizlik oranının azalmasına katkı sağlanacaktır. Ayrıca, yetiştirilecek nitelikli elemanlarla, rekabet güçlerini artırmak, ürün tasarım yeteneklerini geliştirmek ve piyasanın beklentilerine hızlı cevap vermek isteyen firmaların ihtiyacı olan ana ve ara eleman açığı kapatılacaktır. Ayrıca eğitim almış kişilerin kendi iş imkânlarını yaratabilmeleri amaçlanmıştır. Makine Mühendisleri Odasının yapmış olduğu araştırmalara göre firmalar CAD/CAM konusunda uzman kişilere şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Eğitilecek kişilerle hem firmaların ihtiyacı karşılanacak hem de genç bireylere mesleki beceri kazandırılarak istihdam imkânları bulmalarına destek olunacaktır.

İLKEL TELEFERİKLER BOMBA GİBİ

Doğu Karadeniz'de yoğun olarak kullanılan ve bölgede 'varangel' olarak adlandırılan ilkel teleferiklerin can ve mal güvenliği açısından büyük tehlike oluşturduğunu açıklayan Rize Makine Mühendisleri Odası Başkanı Metin Bıçakçı, ilkel teleferikleri 'canlı bomba' olarak değerlendirdi, bir standarda kavuşturulması gerektiğini söyledi. Sayıları Rize'de 10 bin, bölge genelinde ise 20 bine ulaşan ilkel teleferiklerle ilgili açıklamalarda bulunan Rize Makine Mühendisleri Odası Başkanı Metin Bıçakcı, konuyu  araştırarak hazırladıkları raporla, ölümlü ve yaralamalı çok sayıda kazaya neden olan varangel tehlikesine dikkat çekmeyi amaçladıklarını kaydetti.

Bıçakcı şöyle konuştu:

"Yapılan araştırmalar açıkca gösteriyor ki bu teleferikler ilkel şartlarda yapılmış ve hiçbir standardı yok. Gelişi güzel kullanılan ve herhangi bir sorumlusu olmayan teleferiklerin hiçbir mekanizması düzgün değil. Bölgemizdeki doğa şartları dağlık ve engebeli. Bu doğa şartlarında tarlalardan çay taşıma normal şartlarda olmuyor. Doğal olarak insanlarımız piyasadan temin ettikleri malzemelerle ilkel şartlarda oluşturdukları teleferikleri kullanıyor. Bu teleferikler sadece yük taşımakla kalmıyorlar, insanlarımız kendileri de biniyor. Bu da haliyle can güvenliğini de olumsuz etkiliyor. Her yıl mutlaka 5-6 kez ölümle sonuçlanan kaza meydana geliyor. Bu teleferikler ilkel şartlardan çıkarılmalı ve belli bir standarda bağlanmalı. Her teleferiğe ruhsat verilirken projesi teknik elemanlarca kontrol edilmeli, şartları uygunsa belirtilmeli. Ne yazık ki böyle bir şey yapılmıyor."

"TELEFERİK KAZALARININ İLK NEDENİ KULLANIM HATASI"

Hazırladıkları raporda 13 başlıkta kazaların önlenmesine ilişkin uyarılara yer verdiklerini ifade eden Bıçakçı, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"En azından teleferiğin bir sorumlusu olmalı. Teleferiği kesinlikle çocuklar kullanmamalı. Teleferiklerde kabin ve kabin kapılarının olması lazım. Kullanmadan önce ikaz ve uyarı işlemleri yapılmalı. Taşıyıcı çelik telin düzgün veya uygun çapta seçilmemesi, belli bir süre sonra bu tellerin değiştirilmemesi, başta ve dipte bulunan koruyucuların gerekli esnek sistemle donatılmaması ne yazık ki kazalara sebebiyet veriyor. Kazaların oluş nedenleri üzerinde yaptığımız incelemede hatalı kullanım ilk sırada yer aldı. Halat kopması, makara dengesizliği, elektrik çarpması, platform ve yük düşmeleri de yine kazaların nedenleri arasında yer alıyor. Teleferiklerin her yıl kontrol edilmesi gerekiyor. Hatta Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ile görüşülerek teleferiklere belli bir standart getirilebilir."

"CANLI BOMBA GİBİ"

Bıçakçı, "Teleferiklerle çay yükü, odun ve tomruk taşınıyor. Ne zaman nereden geleceği belli olmayan bir tehlike kaynağı var. Tehlike kaynağı üzerinizden, siz altından gidiyorsunuz. Adeta canlı bomba gibi. Bu canlı bombaları etkisiz hale getirebilmek bize düşüyor. Bunların bulunduğu güzergahların altından geçişlerin mümkün olduğu kadar önlenmesi gerekiyor" dedi.

Haber videosu

Haber: stargazete, dha, haberler.com, medyafaresi, kanal24tv, milliyet,haber61, ozgunhaber, sondakika,aydinlikgazete, dailymotion, takaonline

HER 3 MART’TA; “ İŞ CİNAYETLERİNİ DURDURUN” DİYORUZ

İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusu; insan odaklı bir mesleğin uygulayıcılarının örgütü olan TMMOB’nin önemli çalışma alanlarından, mücadele alanlarından birini oluşturmaktadır.  Konunun önemine bir kez daha dikkat çekmek amacıyla 42. Olağan Genel Kurulumuzda, 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu’da yaşanan ve 263 madencinin yaşamını yitirdiği facianın yıldönümü, “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir.

Öncelikle 3 Mart 1992 tarihinde yaşamını kaybeden 263 maden işçisi ile birlikte son yıllarda Balıkesir Dursunbey’de biri maden mühendisi, 13 maden işçisini; Bursa Kemalpaşa’da yaşamını yitiren 19 maden işçisini, İstanbul Tuzla’da, Davutpaşa’da, Ankara Ostim’de, Zonguldak Karadon’da, Maraş Elbistan’da, İstanbul Esenyurt’ta ve saymakla bitiremeyeceğimiz iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden emekçileri saygıyla anıyoruz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği bütün çalışanları ilgilendiren, çalışma yaşamının en temel unsurlarından biridir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin göstergeler, temel insan hakları, çalışma yaşamı ve ülkelerin gelişmişliklerine ilişkin önemli göstergeler sunmaktadır.

ILO rakamlarına göre; bugünün dünyasında her 15 saniyede bir işçi, iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Her gün yaklaşık 6 bin 300 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Her yıl yaklaşık olarak 360 bin kişi iş kazası, 1 milyon 950 bin kişi ise meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitirmektedir. Her yıl 270 milyon iş kazası meydana gelmekte ve 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. Her yıl, çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde, zehirli maddelerden dolayı 651 bin işçi yaşamını yitirmektedir.

Ülkemiz açısından durum oldukça vahimdir. Ülkemizde her gün ortalama 176 iş kazası olmakta, 3 emekçi yaşamını kaybetmekte ve 5 emekçi iş kazası sonucu iş göremez hale gelmektedir. Bu nedenle ülkemiz iş kazalarında Avrupa ve dünyada ilk sıralarda; ölümlü iş kazalarında ise Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır

Bir kere daha söylüyoruz; işçi sağlığı ve iş güvenliğinde temel amaç; çalışanların sağlığına zarar verebilecek hususların önceden belirlenerek gereken önlemlerin alınması, iş kazası geçirmeden, meslek hastalıklarına yakalanmadan, sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarının sağlanması, çalışanların ruhsal ve bedensel bütünlüğünün korunması olmalıdır.

İşyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili şartları sağlamak işverenin öncelikli ödev ve sorumluluğudur. Çalışanlar da bu doğrultuda alınan tedbir ve talimatlara uymakla yükümlüdürler. İlgili düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını denetlemek ise elbette devletin görevidir. Bu ise ancak tarafların uzlaşma içerisinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinin önemine inanmaları ile mümkündür.

Ne yazık ki, yeni çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da sorunun merkezine inen ve ona göre çözümler üreten bir yasa değildir. Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iş cinayetleri ve ölümler artarak devam etmektedir.

2002 yılında yenilenen İş Kanunu’nda 50’den fazla devamlı işçi çalıştıran sanayiden sayılan işyerlerinde iş güvenliği mühendisi ve işyeri hekimi çalıştırmak zorunlu hale getirilmiştir. Yasanın uygulama yönetmeliği ile iş güvenliği mühendisi ve işyeri hekimini danışman statüsüne indirgenerek işyerlerinin devamlı kontrolünü engellemiştir. Bu yönetmelik yargıdan dönünce İş Yasası’nda, ÇASGEM ve Bakanlık Teşkilat Yasası’nda torba kanunlarla değişiklik yapmıştır. Bu yasalara dayanılarak çıkarılan yönetmelikler de yargıdan dönünce, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’nı TMMOB ve bağlı odaların tüm itirazlarına rağmen yasama organından geçirmiştir.

Bu yasa ve yönetmeliklerle işyerlerinde çalışan insanların sağlık ve güvenliğini koruyacak, devamlı ve devlet gözetiminde bir denetleme olması beklenirken, Devletin elini bu alandan çekerek özel sektöre bir pazar alanı açmıştır. Eğitimli mühendis ve hekimi eğitme adı altında özel eğitim kurumları açtırarak, burada bir sektör yaratmıştır. OSGB’ler adı altında özel kurumlar oluşturarak mühendis ve hekimleri kiralık işçi konumuna getirmiş, iş yerlerini denetleyecek mühendis ve hekimlerin bağımsız çalışmasını engellemiştir. Kendisi güvencesiz, kiralık işçi olan mühendis ve hekimler kendini koruyamazken, diğer işçilerin güvenliğini ve sağlığını nasıl koruyacaklardır?

Bugün işçiyi her türlü korumadan uzak bırakan, mühendis ve hekimi iş kazaları tazminatlarından sorumlu tutan, işvereni ve iş yaşamını denetlemekten sorumlu olan devleti ise her türlü sorumluluktan arındıran bir politika ile karşı karşıyayız.

Oysa her zaman söylediğimiz gibi; iş cinayetlerinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için işyerlerinde “önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği” anlayışı yerleştirilmelidir. Cinayetlerin sorumluları işyerinde gerekli tedbirleri almayan işverenler, yasal düzenlemeleri ve ikincil mevzuatları olması gerektiği gibi hazırlamayanlar ve gerekli denetimleri yapmayan ilgili bakanlıktır.

Çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, işçi ölümlerinin durdurulması için mücadele etmek, kendini emekten yana konumlandıran TMMOB’nin tarihi görevidir. Bu görevi yerine getirme bilinciyle TMMOB; iş cinayetleri ve işçi ölümlerini ülkemizin sosyo-ekonomik ve demokrasi sorunları ile birlikte bir bütün olarak ele almakta, insanca çalışma koşullarının oluşturulmasını insanca yaşama hakkı ve talepleri ile birleştirerek sorunun çözümü için yapılabilir, gerçekçi önermelerde bulunmaktadır.

İş cinayetleri kader değildir! İş cinayetleri engellenebilir, yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın! Yeter ki; her çalışmanın öznesi insan ve yaşam olsun!

Metin BIÇAKÇI
TMMOB Rize İKK Sekreteri

 TMMOB Rize İl Koordinasyon Kurulu

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Rize Şubesi
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Rize İl Temsilciliği
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Rize  İl Temsilciliği
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Rize İl
TMMOB Mimarlar Odası Rize  İl Temsilciliği
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Rize İl Temsilciliği

haber53